Ölüme Fısıldayan Adam - Büşra Yılmaz
💫
Bu kitabın kutsal bir ruhu olduğunu düşünüyorum. Bir bölümünde gülümserken sonra ağlayabiliyorsunuz. 😁
Kitabın şahane bir kapağı yok mu sizce? Tıpkı Özgür ve Yosun'un ruhu gibi siyah üzerinde bulunan turuncu bir balık. 🐠 Sadece kapağa bakanların bile kesinlikle benim olmalı dediğine eminim. 😁 Kitabın iç kapağı balıklar ile doldurulmuş. ✔
Her bölüm başına şarkı konulması harika. 😁
Yosun Albağlar, bir gün evinin avizesine kendini asmaya karar verdiği sırada kapısı çalar. Karşısında nefes nefese kalmış bir genç adam vardır. Tabi ki dudaklarının arasında sigarasıyla. 😁 Sadece birkaç dakika evinde saklanmasına izin vermesini ister. Yosun, içeri girmesine izin verir ve böylece hayatları değişime uğrar.
Özgür Gencay, dağınık saçlı ve dudaklarında sigarası eksik olmayan, ölüme fısıldayan adamımız. ❤ Eski sevgilisine yapılan iğrenç bir olay nedeniyle tilkilerini intikam yoluna serpmiş birisidir. Yosun, onun dağınık saçlarını aklındaki tilkilerin kuyruklarına benzetir.🐺 Özgür ise kırık kızı Yosun'u bir balığa...🐠 Tıpkı hayal ettiğimiz gibi incir tadında bir son oldu. Fakat devam edecek bir sondu. 💕
Ayraç mükemmel bir tasarıma sahip. 😍 Yosun'un içinde Özgür, Özgür'ün içinde Pınar. 💕✔
4N1K gibi eğlence içeren bir gençlik hikayesi ile ÖFA arasında tonlarca fark var diyebilirim. Betimlemelerin güzelliği nedeniyle post it yığınına döndü kitabım. 😁
Eğer tilki ve balığın hikayesinin sizi alıp götürmesini istiyorsanız, kesinlikle bu kitabı almalısınız. ❤
✨ "Denizkızı olmak istiyorum..." "Balık kal..." "Denizkızı olmazsam okyanusum beni sevmeyecek..."
✨ "Okyanus cayır cayır yanıyor, hissediyor musun balık?" "Ta en derinde okyanusum. Senin acın, içinde çırpınan aptal balığının da acısı... Okyanusun bile kaldıramadığı acıyı, küçük turuncu balık yüklenmeye kalkıyor ama beceremiyor, değil mi? Ne dersem diyeyim, asla için rahatlamayacak."
✨ "Ah, duman kalpli adam... Hoşça kal'larına hazır bir şekilde hoş geldim hayatına... Omuzuna yaslandım tekrar.
İşte gerçek huzur buydu.
Hafif uyuşuk bir beyin, sigara ve Özgür..."
5/5
💫
The Hero Of The Book
Sıla | Bookstagram
Brida - Paulo Coelho Kitap Yorumu
Brida - Paulo Coelho
💫
Kapak güzel ancak zihnimde hayal ettiğim Brida bu değildi. 😂✔
Roman 1980'li yıllarda İrlanda'da geçiyor. O dönemde insanlar aşka ve mucizelere inanıyorlar. Herkes Tanrı'ya ulaşmanın yolunu bulmaya çalışıyor.
Ana karakterimiz Brida ise yaşayış amacını, diğer insanlardan neden farklı olduğunu bulmaya çalışıyor. Bir büyücü buluyor. Onu hoca edinmek, büyüyü öğrenmek istediğini söylüyor. Büyücü kıza yardım edeceğini söyledikten sonra onu karanlık bir ormanda bırakıyor.
Brida, bir şekilde ormandan çıkıyor. O gece içerisinde üşümeyi, yalnızlığı ve imanın karanlık gecede ona yardımcı olduğunu düşünüyor. Büyücü ise yaptıklarını gizlice izliyor. ✔
Brida, kendisine başka bir hoca bulması gerektiğini düşünerek Wicca ile tanışıyor. Büyücü'nün bahsettiği Ay ve Güneş Töresi ile ilgili bilgileri Wicca'dan iyice öğreniyor. Kendi yolunu Ay Töresi olarak seçiyor. İki yolda da önemli olanın ruh eşlerini bulmak olduğunu ve Tanrı'ya ulaşmanın bir yolu olarak görüldüğünü öğreniyor.
Brida Ay Töresini öğrenirken, özellikle ruh eşini bulmaya çalışırken çok zorlanıyor. Ruh eşinin birbirini tamamlayan iki parça olduğunu öğreniyor. Eskiden aşk sandığı duygunun kesinlikle bu olmadığını anlıyor. 👍
Kitabın konusu hoşuma gitti. Gerçek hayatta pek çok insan ruh eşi konusunu ilginç buluyor. Çünkü birçoğumuz bu arayışın içerisindeyiz. Mutlu olmak ve ihtiyaçlarımızı o kişi ile karşılamak istiyoruz. Sizce de öyle değil mi?
Büyü ve cadılar ile ilgili fantastik bir kitap arıyorsanız kesinlikle okumanızı öneriyorum. ❤
Yorumumda puan kırma gereği duyacağım. Malesef sadece 214 sayfalık bir kitaptı. Yazar konuyu uzun ve daha yavaş işleyebilirdi. 👌
✨" Ağaçların arasında yürürken, Wicca, "Görünenle görünmeyenin arasındaki köprünün üzerinde yürü," dedi. "Evrendeki her şeyin canı vardır, işte her zaman o bambaşka bir anlam taşımaya başlar." "
✨ "Toğrağın tohuma, tohumun toprağa ihtiyacı vardır. Bunlardan sadece biri, ancak ötekiyle birlikte anlam kazanır. Aynı şey insanlar için de geçerlidir. Erkeğin bilgisi, kadının dönüştürme yetisiyle birleşince, büyük, sihirli birlik oluşur, onun adı da Bilgelik'tir."
3,5/5
💫
💫
Kapak güzel ancak zihnimde hayal ettiğim Brida bu değildi. 😂✔
Roman 1980'li yıllarda İrlanda'da geçiyor. O dönemde insanlar aşka ve mucizelere inanıyorlar. Herkes Tanrı'ya ulaşmanın yolunu bulmaya çalışıyor.
Ana karakterimiz Brida ise yaşayış amacını, diğer insanlardan neden farklı olduğunu bulmaya çalışıyor. Bir büyücü buluyor. Onu hoca edinmek, büyüyü öğrenmek istediğini söylüyor. Büyücü kıza yardım edeceğini söyledikten sonra onu karanlık bir ormanda bırakıyor.
Brida, bir şekilde ormandan çıkıyor. O gece içerisinde üşümeyi, yalnızlığı ve imanın karanlık gecede ona yardımcı olduğunu düşünüyor. Büyücü ise yaptıklarını gizlice izliyor. ✔
Brida, kendisine başka bir hoca bulması gerektiğini düşünerek Wicca ile tanışıyor. Büyücü'nün bahsettiği Ay ve Güneş Töresi ile ilgili bilgileri Wicca'dan iyice öğreniyor. Kendi yolunu Ay Töresi olarak seçiyor. İki yolda da önemli olanın ruh eşlerini bulmak olduğunu ve Tanrı'ya ulaşmanın bir yolu olarak görüldüğünü öğreniyor.
Brida Ay Töresini öğrenirken, özellikle ruh eşini bulmaya çalışırken çok zorlanıyor. Ruh eşinin birbirini tamamlayan iki parça olduğunu öğreniyor. Eskiden aşk sandığı duygunun kesinlikle bu olmadığını anlıyor. 👍
Kitabın konusu hoşuma gitti. Gerçek hayatta pek çok insan ruh eşi konusunu ilginç buluyor. Çünkü birçoğumuz bu arayışın içerisindeyiz. Mutlu olmak ve ihtiyaçlarımızı o kişi ile karşılamak istiyoruz. Sizce de öyle değil mi?
Büyü ve cadılar ile ilgili fantastik bir kitap arıyorsanız kesinlikle okumanızı öneriyorum. ❤
Yorumumda puan kırma gereği duyacağım. Malesef sadece 214 sayfalık bir kitaptı. Yazar konuyu uzun ve daha yavaş işleyebilirdi. 👌
✨ "Toğrağın tohuma, tohumun toprağa ihtiyacı vardır. Bunlardan sadece biri, ancak ötekiyle birlikte anlam kazanır. Aynı şey insanlar için de geçerlidir. Erkeğin bilgisi, kadının dönüştürme yetisiyle birleşince, büyük, sihirli birlik oluşur, onun adı da Bilgelik'tir."
3,5/5
💫
Otomatik Portakal - Anthony Burgess Kitap Yorumu
Otomatik Portakal - Anthony Burgess
💫
İlk kitabın kapağından ve isminden biraz bahsetmem gerektiğini düşünüyorum. Kitabın ismi "uqueer as ad clockwork orange" yani gariplikleri barındıran kişi anlamına gelen bir İngiliz deyişinden geliyor. Kapakta dört erkek -Alex ve kankaları- yer alıyor. Güzel, ilgi çekici bir kitap ismine bir o kadar ilgi çekici bir kapak hazırlanılmış. ✔
Kitap Alex'in bakış açısından anlatılıyor. Lider olarak Alex olmak üzere Pete, Dim ve Georgie'in olduğu bir sokak çetesi var. Sokak dili ve argonun bol olduğu konuşma tarzları hakim. 😏
Çete olarak her türlü olaya karışıp, kazandıkları mangırları etrafa saçmayı seviyorlar. Kitabın bu yönde devam edeceğini düşünürken beklemediğiniz bir olay gerçekleşiyor.
Alex ve kankaları bir ev soygunu yaparlarken Alex'e ihanet ediyorlar ve onu o evde bırakıyorlar.
2 yıl hapishanede kaldıktan sonra hükumetin yeni projesi Ludovico'nun ilk deneği olarak seçiliyor. Projenin amacı hapishanedeki suçlu sayısını azaltmak ve onları iyi insanlar yapmak. İki hafta içinde özgür bırakılacağına ikna edilince Alex projeyi kabul ediyor. 👍
Hükumetin insanları makineleştirme isteği tüm hızıyla devam ediyor. Mütevazi anlatıcımız Alex ise adeta robotlaşmış bir iyiyi istemiyor. Eskisi gibi kötü ama kendi kararlarını alabilen biri olması gerektiğini düşünüyor. 👍👍
Kitabın anlatımı samimi diyebilirim. Anthony Burgess yanınızda size Alex'in genç yaşamını anlatıyor ve size "kardeşim" diye sesleniyor gibi hissediyorsunuz. Okurken keyif almanızı sağlıyor.
Otomatik Portakal'ı araştırırken filminin olduğunu öğrendim ve en yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum. Kitabını okumanızı kesinlikle öneriyorum. 💕
✨ "Tanrı'nın Sözlerini söylediklerini dikizleyebiliyordum ve pis kokuyorlardı, yıkanmamış filan değil, kirlenmiş gibi değil de sanki sadece suçlulara özgü, tozlu, yağlı bir acizlik kokusu yayıyorlardı kardeşlerim."
✨ "İyilik seçilen bir şeydir. İnsan seçemediğinde insanlıktan çıkar."
✨ "Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi?"
4/5
💫
💫
İlk kitabın kapağından ve isminden biraz bahsetmem gerektiğini düşünüyorum. Kitabın ismi "uqueer as ad clockwork orange" yani gariplikleri barındıran kişi anlamına gelen bir İngiliz deyişinden geliyor. Kapakta dört erkek -Alex ve kankaları- yer alıyor. Güzel, ilgi çekici bir kitap ismine bir o kadar ilgi çekici bir kapak hazırlanılmış. ✔
Kitap Alex'in bakış açısından anlatılıyor. Lider olarak Alex olmak üzere Pete, Dim ve Georgie'in olduğu bir sokak çetesi var. Sokak dili ve argonun bol olduğu konuşma tarzları hakim. 😏
Çete olarak her türlü olaya karışıp, kazandıkları mangırları etrafa saçmayı seviyorlar. Kitabın bu yönde devam edeceğini düşünürken beklemediğiniz bir olay gerçekleşiyor.
Alex ve kankaları bir ev soygunu yaparlarken Alex'e ihanet ediyorlar ve onu o evde bırakıyorlar.
2 yıl hapishanede kaldıktan sonra hükumetin yeni projesi Ludovico'nun ilk deneği olarak seçiliyor. Projenin amacı hapishanedeki suçlu sayısını azaltmak ve onları iyi insanlar yapmak. İki hafta içinde özgür bırakılacağına ikna edilince Alex projeyi kabul ediyor. 👍
Hükumetin insanları makineleştirme isteği tüm hızıyla devam ediyor. Mütevazi anlatıcımız Alex ise adeta robotlaşmış bir iyiyi istemiyor. Eskisi gibi kötü ama kendi kararlarını alabilen biri olması gerektiğini düşünüyor. 👍👍
Kitabın anlatımı samimi diyebilirim. Anthony Burgess yanınızda size Alex'in genç yaşamını anlatıyor ve size "kardeşim" diye sesleniyor gibi hissediyorsunuz. Okurken keyif almanızı sağlıyor.
Otomatik Portakal'ı araştırırken filminin olduğunu öğrendim ve en yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum. Kitabını okumanızı kesinlikle öneriyorum. 💕
✨ "Tanrı'nın Sözlerini söylediklerini dikizleyebiliyordum ve pis kokuyorlardı, yıkanmamış filan değil, kirlenmiş gibi değil de sanki sadece suçlulara özgü, tozlu, yağlı bir acizlik kokusu yayıyorlardı kardeşlerim."
✨ "İyilik seçilen bir şeydir. İnsan seçemediğinde insanlıktan çıkar."
✨ "Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi?"
4/5
💫
Serenad - Zülfü Livaneli Kitap Yorumu
Serenad - Zülfü Livaneli
💫
Livaneli'nin önceden Kardeşimin Hikayesi kitabını okumuştum. Bu kitap gibi o da çok hoşuma gitmişti. ❤
Kapak daha farklı olabilirdi. Ama yine de hoşuma gitti. ✔
Maya Duran, 36 yaşında İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler çalışanıdır. İstanbul'a gelen yabancı profesörler ve konuklarla ilgilenmekle görevlidir. Alman asıllı fakat Amerika'da yaşayan Profesör Maximilian Wagner'ı karşılaması istenir. Maya havaalanında 87 yaşındaki Max'i görünce şaşırır. Çünkü yaşını göstermesine rağmen oldukça dinç ve nazik birisiyle karşılaşmıştır.
Max ile Maya'nın aralarındaki ilişki güzel bir noktaya varır. Şile'de bir sahilde keman çalmak isteyen Max soğuktan neredeyse donacak hale gelir. Maya ise onu korumaya çalışır. Yaşlı profesörün İstanbul'da geriye kalan günleri hastanede geçer. Maya, Max'in yaklaşık 6 ay içinde öleceğini öğrenir.
Hastaneden çıktıktan sonra Max, Maya'ya eskiden yaşadığı zorlu aşkı ona anlatır. Nadia adındaki karısına Serenad adında bir eser yazdığını ancak notalarını unuttuğunu söyler. Maya ise anneannesi, babaannesi ve Max'in karısının ortak noktaları olduğunu hisseder. Bu üç kadının da coğrafi ve sosyal zorluklardan acılar yaşadığını düşünür. 🎻
Kitabın konusu hoşuma gitti. Üç farklı kadın, üç farklı deniz ancak benzer acılar vardı. Hayat hikayeleri kısımlarını Livaneli çok güzel kaleme almış. Maya'nın boşanmış ancak güçlü, çalışan kadın simgesi olması hoştu. ❤
Daha iyi olabilirdi diye düşündüğüm kısım kitabın kapağı. Başta söylediğim gibi daha güzel olabilirdi. Deniz, gemi veya keman gibi resimler içeren bir şey olabilirdi. 😂
Kesinlikle bu kitabı okumalı ve Max'in acı dolu geçmişine bakış atmalısınız. ❤
✨""Aramızdaki temel fark ne biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!" "Peki, sen ne görüyorsun bakalım?" "İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.""
✨ "Her bir insanın hikayesi kendi başımızdan geçen olaylar kadar ilgilendirirdi. Yeter ki kendi gerçekliği içinde kabransın. Her hikaye, sonuçts insan varoluşunun bir hikayesi değil miydi? Ve akıp giden hayatın?"
✨ "Her insan kendi hayatının başrolünde oynuyor."
4/5
💫
💫
Livaneli'nin önceden Kardeşimin Hikayesi kitabını okumuştum. Bu kitap gibi o da çok hoşuma gitmişti. ❤
Kapak daha farklı olabilirdi. Ama yine de hoşuma gitti. ✔
Maya Duran, 36 yaşında İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler çalışanıdır. İstanbul'a gelen yabancı profesörler ve konuklarla ilgilenmekle görevlidir. Alman asıllı fakat Amerika'da yaşayan Profesör Maximilian Wagner'ı karşılaması istenir. Maya havaalanında 87 yaşındaki Max'i görünce şaşırır. Çünkü yaşını göstermesine rağmen oldukça dinç ve nazik birisiyle karşılaşmıştır.
Max ile Maya'nın aralarındaki ilişki güzel bir noktaya varır. Şile'de bir sahilde keman çalmak isteyen Max soğuktan neredeyse donacak hale gelir. Maya ise onu korumaya çalışır. Yaşlı profesörün İstanbul'da geriye kalan günleri hastanede geçer. Maya, Max'in yaklaşık 6 ay içinde öleceğini öğrenir.
Hastaneden çıktıktan sonra Max, Maya'ya eskiden yaşadığı zorlu aşkı ona anlatır. Nadia adındaki karısına Serenad adında bir eser yazdığını ancak notalarını unuttuğunu söyler. Maya ise anneannesi, babaannesi ve Max'in karısının ortak noktaları olduğunu hisseder. Bu üç kadının da coğrafi ve sosyal zorluklardan acılar yaşadığını düşünür. 🎻
Kitabın konusu hoşuma gitti. Üç farklı kadın, üç farklı deniz ancak benzer acılar vardı. Hayat hikayeleri kısımlarını Livaneli çok güzel kaleme almış. Maya'nın boşanmış ancak güçlü, çalışan kadın simgesi olması hoştu. ❤
Daha iyi olabilirdi diye düşündüğüm kısım kitabın kapağı. Başta söylediğim gibi daha güzel olabilirdi. Deniz, gemi veya keman gibi resimler içeren bir şey olabilirdi. 😂
Kesinlikle bu kitabı okumalı ve Max'in acı dolu geçmişine bakış atmalısınız. ❤
✨""Aramızdaki temel fark ne biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!" "Peki, sen ne görüyorsun bakalım?" "İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.""
✨ "Her bir insanın hikayesi kendi başımızdan geçen olaylar kadar ilgilendirirdi. Yeter ki kendi gerçekliği içinde kabransın. Her hikaye, sonuçts insan varoluşunun bir hikayesi değil miydi? Ve akıp giden hayatın?"
✨ "Her insan kendi hayatının başrolünde oynuyor."
4/5
💫
Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali Kitap Yorumu
Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali
💫
Herkesin elinden bırakamadığı ve çok sevdiği Kürk Mantolu Madonna'yı okumak için biraz geç kaldığımı düşünüyorum. Keşke daha önceden bu güzelliği okusaydım. 😁
Kapağın mavi olmasını sevdim.✔
Kitap oldukça akıcı ilerliyor. Bunun yanı sıra sürükleyici ve Raif'in iç dünyası sizi düşüncelere sürüklüyor.
Rasim'in bakış açısından anlatılmaya başlıyor. Rasim, Hamdi adındaki bir tanıdığının yardımıyla işe alınıyor. İş yerindeki oda arkadaşı ise sessiz ve sakin biri olan Raif Efendi. Raif'in çeviri işleriyle ilgilenirken hiç sesinin çıkmaması ve içine kapanık biri olması Rasim'in dikkatini çekiyor. Onun normal hayatında nasıl biri olduğunu merak ediyor. Rasim onunla konuşmak ve arkadaş olmak istiyor ancak çekiniyor. Bir şekilde Raif Efendi'yle kısa olsa dahi sohpet etmeye başlıyorlar.
Raif Efendi'nin işe gelemediği günlerde Rasim evine gidiyor. Bir gün Raif, ondan çekmecesindeki defterini getirmesini ve yakmasını istiyor. Ancak Rasim bu defteri okuduktan sonra getirip gözünün önünde yakacağına söz veriyor.
Kitabın bundan sonraki kısmı, Raif Efendi'nin Berlin'de Maria Puder'la anılarını anlatıyor.
Maria Puder ile tanışma süreçleri sizi etkileyecek, beklemediğiniz anlarda güzel şeyler olabileceğini hatırlayacaksınız. ❤
Kürk Mantolu Madonna, günümüzde kullanılmayan kelimeler içeriyor ancak sayfa açıklamalarında çoğunun anlamı verilmiş. Yani okurken "Ya ben bunu anlayamam." gibi bir düşünceniz kesinlikle olmasın. Sırf bu yüzden okumayı erteleyip, kaçırmayın. 👌
Sabahattin Ali'nin ilk defa bir kitabını okumama rağmen yazım tarzı hoşuma gitti. Mutlaka başka bir kitabını daha okumayı düşünüyorum. ❤
✨ "Yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok, kuvvetli yaşadığını, bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak... Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak..."
✨ "Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim. İkinci defa oynamam..."
5/5
💫
💫
Herkesin elinden bırakamadığı ve çok sevdiği Kürk Mantolu Madonna'yı okumak için biraz geç kaldığımı düşünüyorum. Keşke daha önceden bu güzelliği okusaydım. 😁
Kapağın mavi olmasını sevdim.✔
Kitap oldukça akıcı ilerliyor. Bunun yanı sıra sürükleyici ve Raif'in iç dünyası sizi düşüncelere sürüklüyor.
Rasim'in bakış açısından anlatılmaya başlıyor. Rasim, Hamdi adındaki bir tanıdığının yardımıyla işe alınıyor. İş yerindeki oda arkadaşı ise sessiz ve sakin biri olan Raif Efendi. Raif'in çeviri işleriyle ilgilenirken hiç sesinin çıkmaması ve içine kapanık biri olması Rasim'in dikkatini çekiyor. Onun normal hayatında nasıl biri olduğunu merak ediyor. Rasim onunla konuşmak ve arkadaş olmak istiyor ancak çekiniyor. Bir şekilde Raif Efendi'yle kısa olsa dahi sohpet etmeye başlıyorlar.
Raif Efendi'nin işe gelemediği günlerde Rasim evine gidiyor. Bir gün Raif, ondan çekmecesindeki defterini getirmesini ve yakmasını istiyor. Ancak Rasim bu defteri okuduktan sonra getirip gözünün önünde yakacağına söz veriyor.
Kitabın bundan sonraki kısmı, Raif Efendi'nin Berlin'de Maria Puder'la anılarını anlatıyor.
Maria Puder ile tanışma süreçleri sizi etkileyecek, beklemediğiniz anlarda güzel şeyler olabileceğini hatırlayacaksınız. ❤
Kürk Mantolu Madonna, günümüzde kullanılmayan kelimeler içeriyor ancak sayfa açıklamalarında çoğunun anlamı verilmiş. Yani okurken "Ya ben bunu anlayamam." gibi bir düşünceniz kesinlikle olmasın. Sırf bu yüzden okumayı erteleyip, kaçırmayın. 👌
Sabahattin Ali'nin ilk defa bir kitabını okumama rağmen yazım tarzı hoşuma gitti. Mutlaka başka bir kitabını daha okumayı düşünüyorum. ❤
✨ "Yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok, kuvvetli yaşadığını, bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak... Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak..."
✨ "Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim. İkinci defa oynamam..."
5/5
💫
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









